Bulimia Nervosa Nedir?
Bulimia olarak da bilinen bulimia nevroza, aşırı yemek yemeyi takip eden, kusma gibi uygunsuz kilo kontrol metotlarının kullanımıyla karakterize, psikolojik bir bozukluktur. Şişman olma korkusu bu hastalıkta davranış bozukluğunun temelinde yatmaktadır. Toplumda diğerlerine göre daha sık görülmektedir. Bulimia adı verilen bu hastalıkta kişi yemek yerken kendini denetleyemez ve çok kısa bir süre içerisinde aşırı derecede yemek yer. Yemeğini bitirip kendine geldiğindeyse kilo alacağını düşünüp parmağını ağzına sokup kusar bu şekilde midesini boşaltır bunun dışında çeşitli ilaçlarla da yediği besinleri vücudundan çıkartabilir ya da aşırı egzersiz yaparak aldığı kalorileri harcama yoluna gider.
Bulimia, genç çocukluk ya da erken yetişkinlik dönemlerinde başlar. Kadınları erkeklerden daha sık etkilemektedir. Bu hastalık özellikle ergenlik çağındaki genç kızlarda daha fazla görülmektedir. Diyet uygulayan genç kızlar istedikleri kiloya ulaşamadıklarında ya da ulaştıkları kilo onları tam olarak tatmin etmediğinde bu sıkıntıdan kurtulmak için kontrolsüz olarak yemek yerler ve yediklerinden kurtulmak içinde yollardan birini seçip midelerini boşaltırlar.
Bulimik kişiler, aşırı yemek yedikten sonra utanç ve iğrenme duyguları içinde kilo kontrolü davranışlarını gizlice yaparlar. Yediklerini çıkarttıktan sonra utanç ya da iğrenme duygusu geçer, rahatlarlar Fakat bu durumun hastalık olarak adlandırılabilmesi için sık sık tekrarlanıyor olması gerekmektedir. Bu kişilerde kullanılan ilaçlara bağlı olarak bazı sağlık problemleri ortaya çıkabilir bunun dışında normal kilolarını korudukları sürece ciddi problemlerle karşılaşmazlar. Bulimiklerin kilosu, kendi boy ve yaşlarına göre genellikle normal dağılımın içinde seyreder. Ancak ya kilo almaktan çok korkarlar, ya kilo vermek isterler, ya da vücutlarından kesinlikle memnun değillerdir.
Bulimia Nevroza Sebepleri Nelerdir?
Bulimia nervozanın kesin sebebi henüz bilinmemekle beraber yapılan araştırmaların bazı kişilik özelliklerinin, duyguların, düşünce patenlerinin, biyolojik ve çevresel faktörlerle beraber bozukluğun oluşumunda etkili olabileceğine işaret etmektedir. Araştırmacılar, kişinin vücuduyla alakalı tatminsizliği ve beden şekli ve yapısına dair aşırı endişelerinin de bulimiayı başlatabileceğini söylemektedirler. Bulimik kişilerin özgüveni genellikle düşüktür ve aşırı kilolu olmaktan çok korkmaktadırlar. Bulimia nervozanın aile kuşakları içinde görüldüğü fikri ise bozukluğun kalıtımsal olabileceğini akıllara getirmektedir.
Bulimia nervozanın iki alt tipi vardır bunlar;
Çıkartma olan tip: O sıradaki atak sırasında kusma, Laksatif-diüretik kullanımı vardır.
Çıkartma olmayan tip: O sıradaki atak sırasında kilo kontrolü için yeme kısıtlaması veya aşırı eksersiz yapma şeklinde uygunsuz dengeleyici davranışlar vardır.
Bulimia Nervoznın Belirtileri Nelerdir?
Anorektiklerden farklı olarak bulimiya nervozalı hastalar normal kiloda ya da kilolu olabilirler. Tıkanırcasına yeme nöbetleri sıranda sıklıkla önceden planladıkları ve rutin yeme düzenlerinde yasaklı olan yüksek kalorili besinleri ‘gözü dönmüş’ biçimde yerler. Ancak sonrasında ise pişmanlık ve suçluluk duyguları yaşar, kendilerini acımasızca eleştirirler.
Dışarı çıkartmanın takip ettiği kontrolüz yeme
Kilo vermek adına laksatif veya müshillerin kötüye kullanılması
Yemeklerden hemen sonra banyoyu kullanmak, kusmak
Aşırı egzersiz yapmak
Vücut ağırlığı üzerine odaklanmak, kilitlenmek
Dişlerde problem
Boğaz ağrısı
Depresyon ya da duygu durumda dalgalanmalar
Kontrolsüz hissetmek
Boyun ve yüzdeki bezlerin şişmesi
Midede yanma, hazımsızlık, şişkinlik
Adet düzensizliği
Halsizlik, bitkinlik, gözlerde kanlanma
Bulimiada sık yaşanabilecek problemler:
Diş minesinde sürekli asidik gastrik maddelerle karşılaşmaktan ötürü yıpranma
Diş çürükleri
Sıcak ya da soğuk yiyeceklere karşı dişlerde hassasiyet
Sık kusmadan ötürü tükürük bezlerinde şişme ve ağrı
Mide ülserleri
Midede ve yemek borusunda zedelenmeler
Sindirim faaliyetlerinde bozulma
Dehidratasyon
Düzensiz kalp atışı
Kalp krizi
Düşük libido ve cinsel ilgi
Yüksek intihar riski
Bulimia Nevroza Gidişatı ve Tedavisi
Anoreksiya nervozalı hastaların yaklaşık yarısında tam düzelme %30 orta düzeyde düzelme,%20’sinde ise kötü sonlanım bildirilmektedir. Ergenlerde iyi bir tedaviyle tam iyileşme %70’lere kadar çıkmaktadır. Bulimiya nervozada iyileşme oranları anoreksiya nervozalardan daha iyi olup, bazı çalışmalarda %85’e dek çıkabilir Her iki hastalık da kronik seyir ve nükslerin relapsların varlığı hatırlanmalıdır.
Tedavi psikolojik desteklerle birlikte antidepresanlar gibi ilaç tedavileriyle de birlikte gider. Bulimia tedavisi psikolojik hem de fiziksel ihtiyaçları üzerine kurulur. Bir çok vakada tedaviyi tıp hekimleri, beslenme uzmanları ve ruh sağlığı uzmanlarından kurulu bir ekip üslenmektedir. Tedavinin ideal sonucu fiziksel sağlığı ve dengeli beslenme patenlerini tekrar kazandırmaktır.
Bulimia tedavi edilmesi kolay olmayan bir bozukluktur. Pek çok kişide iyileşme olurken, bazı vakalarda problemin tekrarına zaman zaman rastlanmaktadır. Bulimia oluşumunun gerçek sebebi bilinmediği için bulimianın nasıl önlenebileceğini söylemek çok zordur. Ayrıca yaşadığımız toplumda medyanın çizdiği ‘ideal’ kadın resmide gerçeklikten oldukça uzaktır. Yeniçağın moda akımları aşırı zayıflığı güzellik ve üstünlük gibi yansıttığından dolayı, bulimia ve anoreksiya nevroza gibi yeme bozukluklarının ortaya çıkışını kolaylaştırmaktadır. Eğer siz veya ailenizden biri kilo ve beden konusunda sağlıksız değerlendirmeler yapmaya ve /veya yiyeceklere karşı aşırı bir ilgi duymaya başladıysa mutlaka bir sağlık uzmanın tavsiyesini almanız gerekmektedir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, iyileşmek için de o kadar fazla şans olacaktır.
Anorexia Nervosa Nedir?
Anoreksiya Nervoza, zayıflık, çok zayıf olmasına rağmen kendini şişman olarak algılama şeklinde beden imgesi bozukluğu, kilo alma korkusu, diyetle zihnin sürekli meşgul olmasıyla, aşırı kilo kaybı ile ve kişinin zayıfladığını far edememesiyle karakterize olan bir durumdur. Anoreksiya nevoza, kendi kendini aç bırakma ve aşırı derecede kilo kaybı ile karakterize, insan hayatını tehdit edici bir yeme bozukluğudur. Bu hastalıkta kişi olabileceği en az kiloda olmak ister ne kadar zayıf olursa olsun bunun yeterli olduğunu düşünmez, sürekli kilo almaktan korkar. Zayıf olduğunu asla kabul etmez. Yemek yemediği için kısa zamanda vücut ağırlığının yarısını kaybedebilir. Tanısının konması için kişinin normal vücut ağırlığının %15’ini kaybetmiş olması gerekmektedir. Bu derecedeki kilo kaybı çok tehlikeli hastalıklara ve hatta ölüme sebep olmaktadır.
Anoreksiya teriminin sözlük anlamı “iştah azalmasıdır” ancak bu tanım hastalıkla çelişmektedir. Çünkü anoreksiyada, kişi her zaman açtır fakat yemek yemeyi reddeder. Anoreksik kişilerin çok yoğun bir kilo alma ve şişman olma korkuları vardır. Ayrıca çok zayıf ve sıska oldukları hallerde bile kendilerini çok kilolu görme eğilimindedirler. Bu düşünceyle başa çıkmak için de çok sıkı diyet ve egzersiz yaparak, sürekli zayıflamaya çalışırlar. Yeme bozuklukları kadınlarda erkeklere nazaran daha sık görülür. Yeme bozukluğu geliştirme riski ise aktör ve aktrislerde, modellerde, dansçılarda, dış görünümün ve/veya kilonun önemli olduğu spor dallarında bulunan sporcularda daha yüksektir. Anoreksik kişiler çok yüksek hedeflere ve başarılara sahip, okulda, işte, sporda ve başka aktivitelerde başarılı kişiler olmaktadırlar. Hastalık genelde ergenlik döneminde ortaya çıkar ancak yaşamın herhangi bir döneminde de başlaya bilir.
Anoraksıya nervozanın. kesin sebebi henüz bilinmemekle beraber yapılan araştırmalar bazı kişilik özeliklerinin, duyguların, düşünce patenlerinin, biyolojik ve çevresel faktörlerle beraber bozukluğun oluşumunda etkili olabileceğine işaret etmektedir. Anoreksik kişiler, hayatlarının bazı alanları stresli ve bunaltıcı hale geldiğinde, yemek yemeyi ve yiyecekleri kontrol hissi elde etmek için bir araç olarak kullanırlar. Kendini diğer kişilerden aşağı görme, düşük özgüven, anksiyete, yalnızlık hissi de bozukluğun oluşumunu tetikleyen faktörler olarak sayılabilir Yeniçağın moda akımları aşırı zayıflığı güzellik ve üstünlük gibi yansıdığından dolayı, bulimia ve anoreksiya gibi yeme bozukluklarının ortaya çıkışını kolaylaştırmaktadır. Ayrıca anoreksik kişilerde insan ilişkilerinde problemler olabilir ya da geçmişlerinden beden veya kilolarıyla dalga geçilmiş olabilir. Akranların baskıları ve zayıflığı güzelliğin ölçütü olarak kabul edilip dayatan bir toplum bir toplum içinde bulunmak da bozukluğun oluşumunda etkili durumlardır.
Yeme bozukluklarının fiziksel sebepleri de olabilmektedir. Vücudun ve aklın duygu durumu, iştahı, düşünceyi ve hafızayı düzenlemesini kontrol eden hormonların seviyelerindeki değişimler bu bozukluğa yol açabilmektedir. Anoreksia nervozanın aile kuşakları içinde görüldüğü fikri ise kalıtımsal olabileceğini akıllara getirmektedir.
Anoreksiya’da Görülen belirtiler:
Birkaç ay veya hafta içinde hızlı ve fazla kilo kaybı
Zayıfken veya çok az bir kilodayken bile diyete devam etmek.
Yiyecekler, kalori değerleri, beslenme ve yemek pişirmeye karşı alışılmadık bir ilgi duymak
Kilo almaktan aşırı derecede korkmak
Gizli yemek yemek gibi garip yeme alışkanlıklarına sahip olmak
Normal kilonun altındayken bile kendini kilolu hissetmek
Kendi vücut ağırlığıyla alakalı, özgüvene bağlı olarak değersizlik izlenimine sahip olmak
Depresyon, bunaltı ya da huzursuzluk
Kadınlarda adet dönemlerinin düzensiz olması
Laksatif, müshil ya da diyet ilaçları kullanmak
Sürekli hasta olma hali
Kilo kaybını gizlemek için bol giysiler giymek
Takıntılı, kompulsif biçimde egzersiz yapmak
Değersiz ve umutsuz hissetmek
Sosyal geri çekilme
Zaman içinde ortaya çıkan fiziksel belirtiler: Soğuk havaya dayanıksızlık, saç ve tırnaklarda kırılma, ciltte kuruma ve sararma, anemi, kabızlık, eklemlerde şişme ve vücutta tüylenme.
Tedavi edilmeyen anoreksiya nervozanın sebep olabileceği durumlar:
Özelikle anoreksiya nervozanın tedavisinin ilk döneminde, yeniden beslenme sendromu denen elektrolit dengesizlikleri, kardiyolojik, nörolojik komplikasyonların görülebildiği ciddi bir durum ortaya çıkabilir. Hekim ve hasta yakınları bu konuda hazırlıklı olması gerekir.
Organlarda hasar. Özellikle kalp, beyin ve böbreklerde
Kan basıncında, nabızda, nefes alıp vermede düşüş
Saçlarda seyrelme
Kalp atışında düzensizlik
Kemiklerin incelmesi (osteoporoz)
Açlıktan ölme ya da intihar







Hiç yorum yok